Tarih Öncesi Devirlerde Sincan-Ankara

Sincan Ankara’ya 27 km mesafede olup Başkentin merkez ilçelerindendir. Bu yakınlık sebebiyle Sincan’nın tarih öncesi devirlerdeki durumuna Ankara’nın genelinde yapılan araştırmalar üzerinden bakılabilir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Atatürk’ün direktifleri doğrultusunda Türk ve Türkiye tarihinin aydınlatılması çalışmalarına ağırlık verilmiştir. İşte bu çerçevede başkent Ankara içi ve çevresinde yüzey araştırmaları ve arkeolojik kazılar yapılmıştır.

Bu araştırmalar sonucu elde edilen buluntulara göre Ankara’nın tarih öncesi ve tarihi devirlerini kronolojik olarak: Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Daha önce yapılan araştırmalarla beraber, Kültür Bakanlığı Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanları, Sincan ve köylerinde yaptıkları yüzey araştırmalarında buradaki ilk yerleşimin Mö 5500 yılına Kalkolitik Döneme kadar gittiğini tespit etmişlerdir.

İlk çağlarda yerleşim için seçilen yerler genellikle bir ırmak ya da dere kenarı oluyor ve çevresinde tarıma elverişli araziler bulunuyordu. Bu nedenle ilk yerleşme salgın hastalık, deprem ya da savaş sonunda yıkılıp oturulamaz duruma geldiğinde yörenin oturmaya en elverişli yeri burası olduğu için başka bir yere gidilmiyor, kerpiçten olan evlerin yıkıntıları kolaylıkla düzleştirilerek üstüne yeni iskan kuruluyordu. Böylece uygarlık katları birbiri üzerine kurularak kent tepeleri meydana geliyordu.

Fikret Ozansoy, Atatürk Orman Çiftliği­ – Sincan arası 6 – 26 km’leri boyunca yaptığı (Kalkolitik Döneme ait) incelemede  bu bölgenin ön tarihi yanında çok daha eskilere giden bir insan yerleşimi olduğunu tespit etmiştir. Yine bu bölgenin 9 – 15 km’leri ve 21 – 22 km’leri arasındaki teraslarda Prehistorik Devre ait taşlardan yontularak yapılmış çeşitli aletler bulunmuştur.

Paleolitik Devir

Bunların yanı sıra Paleolitik Devir eserlerine Ankara’nın 60 km güneybatısındaki Gavur Kale mevkinde Prof. Dr. Afet inan ve Prof. Pittard  1938 yılında yaptıkları araştırmada Ergazi köyü yakınındaki graviyelerde ve Prof. Loks Ankara’nın ı2 km güney batısındaki Lodumlu köyü civarında rastlamışlardır.

Ankara’nın 5 km kuzeyinde Keçiören ilçesi Solfasol Mahallesi’nde Çubuk Vadisi’ndeki Eti Yokuşu, Ankara’nın 60 km güneybatısında Ayaş-Güdül civarındaki Karalar, Bağlum köyü ve Tuz Gölü’nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Poleolitik Devir eserlerine rastlanmıştır.

Sincan Yukarı Yazı mevki, Ankara-Ayaş Kara yolu üzerinde bulunan Sincan Höyük’te yapılan araştırmalarda Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı’na ait seramikler bulunmuştur.

Kalkolitik Dönem

Kalkolitik Dönem’de madenin kullanılmaya başlanması insanlık için yeni olanaklar sunar. Taş aletlerin yanı sıra madeni aletler de kullanılmaya başlanmıştır. Evler kare ya da dikdörtgen planlı, taş temelli, kerpiç duvarlı ve düz damlıdır. Evler arasında dar sokaklar vardır. El yapımı seramikler kök boyayla geometrik olarak bezenmeye başlanmıştır. Bu dönemde taş kemik eşyaların yanı sıra bakır eşyaya da rastlanır.

Kalkolitik Çag’da Anadolu’daki ölü gömme adetleri bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Ölüler yerleşim yeri içinde veya yerleşim yeri dışında toprak küp ya da taş sanduka biçimli mezarlara gömülür. Yanlarına da ölü hediyesi olarak çanak çömlek, süs eşyası ve silahlar bırakılır. Bu dönem insanının geçim kaynağı ziraat ve hayvancılıktır.

Kalkolitik Devir ve Bakır Çağı’na ilişkin; Sincan 1-2, Eti yokuşu, Ahlatlıbel, Karaoğlan, Atatürk Orman Çiftliği Çimento Fabrikası ve Ankara’nın 42 km kuzeybatısındaki Bitik Höyükleri’nde birçok alet, çanak-çömlek, seramik ve süs eşyaları bulunmuştur.

Tunç Devri

Sincan ilçe sınırları içerisinde tespit edilen pek çok höyükte Mö 3000’in başlarında Eski Tunç Çağı olarak adlandırılan dönemde yoğun bir yerleşimin olduğu tespit edilmiştir. Bu dönemde Anadolu insanı bakırla kalayı karıştırarak tunç elde etmiştir. Silah, kap kacak, süs eşyaları bu karışımla yapmışlardır. Tuncun yanı sıra bakır, altın, gümüş ve doğal altın-gümüş alaşımı olan elekturumdan ihtiyaçlarına cevap veren her türlü eşyayı üretmişlerdir. Yapılan kazılarda bu çağ insanları etrafı surlarla çevrili taş temelli, kerpiç duvarlı odalarda; ocak, fırın ve sedirler olan evlerde yaşıyorlardı.

Eski Tunç Çağı’nda insanlar tarım ve hayvancılığın yanı sıra ticaret ve madencilikle de uğraşmışlardır. Madenden yaptıkları eşyaların çoğunluğunu mezarlara ölü hediyesi olarak bırakmışlardır. Çanak-çömlek elde yapılmış olup pek azı boya ile süslenmiştir.Mülkiyetin ortaya çıkması ile yapılmaya başlanan ve Neolitik Dönem’den beri kullanılan Anadolu’nun yerli geleneği olan damga mühürler bu dönemde de kullanılmıştır. Bu dönemde Anadolu’da dokumacılığın çok önemli olduğunu gösteren ağırşaklar, tezgah ağırlıkları ve kirmenler ele geçmiştir.

 

Sincan Kültür Haritası, Halil Olgun, Ankara 2004

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir