Osmanlı Dönemi Sincan-Ankara

Ankara 1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bundan sonra Osmanlılar ile Karamanoğulları Beyliği’nin nüfuz mücadelelerinden etkilenmiştir.

Ankara Savaşı

Ankara 1402 yılında Yılında Bayezid ile Timur arasında yapılan savaşa (Ankara Savaşı) sahne olmuştur. Bu savaşta Yıldırım Bayezid’in mağlubiyeti neticesinde Osmanlıların Anadolu’da kurdukları Türk birliği dağılmıştır.Osmanlı şehzadeleri arasında saltanat mücadelesi başlamıştır. Bu dönem tarihe “Fetret Devri” olarak geçmiştir.

Timur’un Anadolu’dan çekilmesiyle Ankara Amasya’da hüküm Çelebi
Mehmet’in hakimiyetine geçerse de 1406 yılında kardeşi Süleyman Çelebi tarafından zaptedildi. Süleyman Çelebi’nin Rumeli’ye geçtiği bir sırada çelebi Mehmet tekrar ele geçirdi.

Çelebi Mehmed kardeşlerine üstünlük sağlayarak tahta geçmesiyle dağılan Osmanlı birliğini yeniden kurmuştur.Bundan sonra sakin bir hayat geçiren Ankara idari olarak Anadolu Eyaletine bağlı sancak merkezi olmuş, II.Murad Dönemi’nde ise yeniden imar edilmiştir.

II. Bayezid ve Cem Sultan’ın Taht Mücadelesi

Ankara 1482 yılında II.Bayezid ile Cem Sultan arasındaki taht mücadelesinde tekrar ön plana çıkmıştır. O dönemde Ankara valisi olan Trabzonlu Mehmet Bey Cem Sultan’ın yanında yer almıştır.Bu yüzden II. Bayezid’in askerleri Ankara’yı kuşatmışlar ve şehir hasar görmüştür.

Celali İsyanları

XVII. yüzyılda gelindiğinde Ankara Celali isyanları sebebiyle çok sıkıntılı günler yaşanmıştır. 1604-1607 yıllarında bu isyanlardan korunmak için Ankara Kalesi’ne dış hisar surları yapılmıştır.

Celalilerden Ankaralı (Murtaza-abad Kazası Yassıviran köylü) Kalenderoğlu Mehmed, Sancak Beyliği’ni ele geçirrnek için Ankara’yı kuşatarak zaptetmiştir. Bunun üzerine Devlet Kuyucu Murat Paşa komutasında bir kuvvet göndererek Kalenderoğlu’nu bertaraf etmiştir.

Osmanlılar Döneminde gelişmesini sürdüren Ankara, 1522 yılında 73 mahalle 15.000 nüfus, XVII. yüzyıla gelindiğinde 85 mahalle 25.000 nüfusa ulaşmıştır. Celali isyanları nedeniyle şehir gerilediği gibi nüfusunda da azalma olmuştur.

1833 yılında Ankara Osmanlılara karşı isyan eden Mısır valisi Mehmed Ali Paş’nın Anadolu’ya gönderdiği oğlu İbrahim Paşa’nın eline geçmiştir.

Kötü Günler

XIX. yüzyıl aynı zamanda Ankara’nın ekonomik ve iktisadi bakımdan gerileme ve çöküş dönemidir. Ankara’nın en önemli gelir kaynağı sof ticaretiydi. Bunun ham maddesi alan Ankara keçisi tiftiğinin Afrika ve Amerika’da üretilmesiyle bu ticaret önemini yitirmiştir. Buna dayalı olan dokumacılık ve boyacılık sektörü de çökmüştür.Bunların yanı sıra 1815 yılında büyük bir veba salgını ve 1847 yılında ise bölgede büyük bir kıtlık baş göstermiştir.

Kurtuluş Savaşı Yılları

27 Aralık 1919’da Atatürk’ün gelmesiyle Ankara Kurtuluş savaşı yıllarında önemli bir siyasi merkez olmuştur. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul işgal edilerek Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağıtılması üzerine 23 Nisan 1920’de yeni meclis burada toplanmıştır.13 Ekim 1923 tarihinde kabul edilen yasa gereği Ankara Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş ve önemi iyice artmıştır.Eskiden küçük bir Anadolu
şehri hatta kasabası görünümünde olan Ankara, başkent olduktan sonra siyasi, ekonomik ve kültürel yönlerden büyük bir gelişme göstermiş nüfus olarak da Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en büyük şehri olmuştur.

Dönem Eserleri

Yukarıda da değinildiği üzere ülkemizde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin arkeolojisi henüz yapılmamıştır. Sincan ve köyleri Osmanlı Dönemi’nde tipik küçük Anadolu köyleridir. Dolayısıyla günümüze kadar ulaşabilecek mimari ve sanat değeri olan eserler çok fazla değildir. Günümüze kadar ulaşmış olan: İlyakut Köyü Camii,  Bucuk Köyü Camii, Yenikent’teki kesme taşlardan yapılmış Zir/Zağar köprüsü, Anayurt köyünde kime ait olduğu bilinmeyen türbe, Yeni Kayı Köyü Hüseyin Dede Türbesi vb. Hemen hemen bütün köylerimizde eskiye ait camiler olmakla birlikte kerpiç ve ahşap malzemeden yapıldıkları için yıkılmış ve yerlerine yenileri yapılmıştır.Bunların yanı sıra bu döneme ait mezar taşları, çeşmeler de bulunmaktadır.

Sincan ve köylerine ait tarihi bilgiler yöredeki eski eserlerden ziyade yazılı kaynaklardan, Osmanlı kronikleri, tahrir defterleri, evkaf defterleri, temettüat defterleri gibi arşiv belgelerinden elde edilmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir