Ankara’nın Kısaca Tarihi

Ankara’nın tarih öncesi ve tarihi devirlerini kronolojik olarak: Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Miladdan önce IV. asırdan daha eskiye dayanan uzun tarihi esnasında Anadolu’nun merkezini teşkil eden Ankara, geçmiş büyük medeniyetlerin izlerini üzerinde toplamaktadır. Prehistorik devirden başlayarak Hititler ve Hititleri takiben miladdan önce II. yüzyılda Romalıların idaresinde kalmış olan Ankara ve civarı, daha sonra Bizans hakimiyetine geçmiştir.

Romalılar zamanında büyük Ankara Kalesi’nin yanında Roma Medeniyeti’ni ve sanatını bugün dahi temsil eden Augustus Tapınağı, Ankara’daki en büyük abideler arasında sayılabilir.

Malazgirt Sonrası

11. yüzyıl sonuna kadar Bizans idaresinde Anadolu’nun merkezi bir şehri olarak gelen Ankara, 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’da yayılmaya başlayan Türklerin ticaretle uğraşan savaşçılarının (Ahiler) yerleştikleri bir yer olmuştur. Hicri 620 Milâdi 1223 tarihlerinden itibaren Ankara’da bir takım islâmi dini yapıların yapılmaya başladığı görülür ki, bu tarihten sonra artık Ankara tamamen Türklerin yerleştiği bir şehir olmuştur.

Türklerin Ankara’da yerleşmelerinden itibaren dinî eserler yapılmışsa da daha çok 13. yüzyılın son yarısında bu eserlerin inşa edildiği görülür. Ancak Ankara’nın Türkler’in eline geçmesi, daha önceki tarihlere rastlamaktadır. Şöyle ki: 1071 Malazgirt Muharebesinde, Alparslan ile birlikte savaşmış olan Melik Danişment Ahmet Gazi, daha sonraki yıllarda Anadolu içinde bazı yerleri daha egemenliği altına almış; böylece zaptettiği yerlerin idaresi kendisine verilmiştir.

Milâdi 1110 senesinde Birinci Haçlı Seferi ile Haçlılar eline geçen Ankara ve civarı, Melik Gazinin ölümünden sonra damadı Mesut ile Kılıç Arslan’ın araları açılması dolayısıyla mücadelelere sahne olmuş bir ara Ankara tekrar Danişmentlilerin eline geçmiştir.

II. Kılıçarslan zamanında (1156-1192) tamamen Selçukluların idaresinde bulunan Ankara’da Kılıçarslan’ın ölümünden sonra aralarında anlaşamayan iki oğlu, ülkenin taksiminde ihtilâfa düşmüşler; neticede
Alaaddin Keykubat Ankara’ya gelmiş ve saltanat sürmüştür.

13. yüzyılsonuna kadar Selçukluların idaresinde kalan Ankara XIV. yüzyıl başındabir ara ilhanlıların idaresine geçmiş ve hattâ İlhanlıların adına Ankara’da para dahi basılmıştır.

Osmanlı Dönemi

14. yüzyılın ilk yarısından itibaren Osmanlılardan Timurtaş Paşa’nın Ankara’ya vali olması ile henüz daha yeni kurulmuş olan Osmanlı Beyliği idaresine giren Ankara, kısa bir süre sonra büyük bir savaşa sahne olmuştur ki bu da Yıldırım Bayezit ile Timur arasındaki Ankara
Savaşı’dır.

Ankara, 1482 yılında II.Bayezid ile Cem Sultan arasındaki taht mücadelesinde tekrar ön plana çıkmıştır. O dönemde Ankara valisi olan Trabzonlu Mehmed Bey Cem Sultan’ın yanında yer almıştır.Bu yüzden II. Bayezid’in askerleri Ankara’yı kuşatmışlar ve şehir hasar görmüştür.

Sıkıntılı Günler ve Gerileyiş

XVII. yüzyılda gelindiğinde Ankara Celali isyanları sebebiyle çok sıkıntılı günler yaşanmıştır. 1604-1607 yıllarında bu isyanlardan korunmak için Ankara Kalesi’ne dış hisar surları yapılmıştır.

Osmanlılar Döneminde gelişmesini sürdüren Ankara, 1522 yılında 73 mahalle 15.000 nüfus, XVII. yüzyıla gelindiğinde 85 mahalle 25.000 nüfusa ulaşmıştır. Celali isyanları nedeniyle şehir gerilediği gibi nüfusunda da azalma olmuştur.

1833 yılında Ankara Osmanlılara karşı isyan eden Mısır valisi Mehmed Ali Paş’nın Anadolu’ya gönderdiği oğlu İbrahim Paşa’nın eline geçmiştir.

XIX. yüzyıl aynı zamanda Ankara’nın ekonomik ve iktisadi bakımdan gerileme ve çöküş dönemidir. Ankara’nın en önemli gelir kaynağı sof ticaretiydi. Bunun ham maddesi alan Ankara keçisi tiftiğinin Afrika ve Amerika’da üretilmesiyle bu ticaret önemini yitirmiştir. Buna dayalı olan dokumacılık ve boyacılık sektörü de çökmüştür.Bunların yanı sıra 1815 yılında büyük bir veba salgını ve 1847 yılında ise bölgede büyük bir kıtlık baş göstermiştir.

Başkent Ankara

27 Aralık 1919’da Atatürk’ün gelmesiyle Ankara Kurtuluş savaşı yıllarında önemli bir siyasi merkez olmuştur. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul işgal edilerek Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağıtılması üzerine 23 Nisan 1920’de yeni meclis burada toplanmıştır.

13 Ekim 1923 tarihinde kabul edilen yasa gereği Ankara Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş ve önemi iyice artmıştır.Eskiden küçük bir Anadolu şehri hatta kasabası görünümünde olan Ankara, başkent olduktan sonra siyasi, ekonomik ve kültürel yönlerden büyük bir gelişme göstermiş nüfus olarak da Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en büyük şehri olmuştur.

Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, Ankara 1983; Sincan Kültür Haritası, Halil Olgun, Ankara 2004

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir